BOŞANMA DAVASINDA KUSUR KABUL EDİLMEYEN DAVRANIŞLAR

Genel sebeple açılan boşanma davasında boşanmaya karar verilebilmesi için, diğer tarafın az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Peki kusur kabul edilen veya edilmeyen davranışlar nelerdir?

  • İradi Olmayan Davranışlar Kusur Kabul Edilemezler

Boşanma veya ayrılık davasında tarafların iradi olmayan davranışları kusur kabul edilemez.

  1. “Toplanma delillerden; davacı- davalı erkeğin akıl hastası olduğu ve 04.05.2009 tarihli kararla kısıtlandığı (TMK m. 405) anlaşılmaktadır. Davalı – karşı davacının akıl hastası olması sebebiyle hareketleri iradi olmadığından boşanma davasında kendisine kusur yüklenmesi mümkün bulunmamaktadır.” Y2HD, 12.02.2018, E. 2017/4323, K. 2018/1717
  2. “Davacı kadın, TMK 166//1. Maddesinde yer alan evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayanarak boşanma davası açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda kadının açmış olduğu boşanma davası erkeğin akıl hastası olduğu, bu itibarla hareketlerinin iradi olmadığı, davalı erkeğe kusur yüklenemeyeceği gerekçesiyle reddedilmiştir. Davalı erkeğin 03.07.2013 tarihinde kısıtlandığı, anne ve babasının velayeti altına alındığı spastik tetra parazit hastası olduğu anlaşılmıştır. Davalı erkeğin akıl hastası olmadığı, fiziksel özürlü olduğu, hareketlerinin iradi olduğu anlaşılmaktadır. O halde tarafların gösterdikleri delillerin toplanarak gerçekleşecek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozulmasına karar vermek gerekmiştir.” Y2HD, 13.02.2018, E. 2016/21670, K. 2018/1918
  3. “Dava ve taraf ehliyeti kamu düzenine ilişkin olup, hakim tarafından kendiliğinden gözetilir. Yargılamada her iki tarafın beyanı ve aldırılan rapora göre davalı- karşı davacı kadının bipolar duygulanım bozukluğu, şizofreni, şizoaffektif bozukluk organik olmayan psikotik bozukluk tanıları ile takibinin yapıldığı, hastalığının remisyonda olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, davalı – karşı davacı kadın hakkında rapor aldırılmış ise de; kadının vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediği araştırılmamıştır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş Türk Medeni Kanununun 405. ve Hukuk usulü Mahkemeleri Kanununun 42. Maddesi uyarınca davalı-karşı davacı kadının vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediğinin araştırılması ve bu hususun ön sorun sayılarak sonucuna kadar yargılamanın bekletilmesinden ibarettir. Bu yön göz önünde tutulmadan, yargılamaya devam olunarak işin esası hakkında karar verilmesi usul ve kanuna aykırı bulunmuştur.” Y2HD, 01.03.2016, E. 2015/ 13670, K. 2016/3844
  • Dayanak Davayı Açan Eş Kusurlu Kabul Edilir

Eylemli ayrılık sebebiyle açılan boşanma davasına dayanak olan ve reddedilen boşanma davasını açarak boşanma sebebi yaratan eş münhasıran bu sebeple kusurlu kabul edilir.

“Mahkemece yapılan yargılama sonucunda tarafların Türk Medeni Kanununun 166/son maddesi uyarınca boşanmalarına, kadın lehine manevi tazminata hükmedilmiştir. Davacı- karşı davalı erkeğin açtığı dayanak davada, davanın kanıtlanamaması nedeniyle reddine karar verilmiş, kararda davacı-karşı davalı erkeğe kusur yüklenilmemiştir. Bu davadan sonra taraflar bir araya gelmemişler, taraflar arasında kusur olarak kabul edilebilecek yeni bir olay da yaşanmamıştır. Bu durumda; davacı- karşı davalı erkeğin boşanmaya sebep olan olaylardaki kusuru, ret ile sonuçlanan ilk davayı açıp birlikte yaşamaktan kaçınması ve boşanma sebebi yaratması olduğunun kabulü gerekir.” Y2HD, 26.02.2018, E. 2018/531, K. 2018/2542

“Fiili ayrılığa esas ilk boşanma davası; taraflardan davacı erkek tarafından; Türk Medeni Kanununun 166/1-2.maddesinde düzenlenen evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı olarak açılmış ve dava, davalı kadının boşanmayı gerektirebilecek nitelikte bir kusurunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden tarafların boşanmaya sebep olacak başkaca bir kusurlu davranışları ispatlanamamış ise de; evlilik birliğinin temelinden sarsılmasını gerektiren olaylarda, ilk davayı açarak boşanma sebebi yaratan davacı erkek tamamen kusurlu olup, boşanma sonucu davalı kadın, en azından davacı eşinin maddi desteğini yetireceğinden, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları hakkaniyet ilkesi  (TMK m.4, TBK m. 50 ve 52 ) dikkate alınarak, davalı kadın yararına uygun miktarda maddi tazminat (TMK m. 174/1) takdirde gerekirken, tarafların kusur durumlarının gözetildiği gerekçesi   ile kadının maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.” Y2HD, 11.12.2017, E. 2016/8551, K. 2017/14268

  • Elde Olmayan Sebeplerle Gerçekleşen Vakıalar Kusur Olarak Yüklenemez

Elde olmayan sebeplerle gerçekleşen vakıalar kusur olarak boşanma davasında kusur belirlemesinde dikkate alınamaz.

 “Mahkemece kadına kusur olarak yüklenen eve geç gelme eyleminin de davalı erkeğin cevap dilekçesinde de belirttiği ve diğer delillerden de anlaşıldığı üzere, kadının yoğun olarak çalışmasından kaynaklandığı, kadının elinde olmayan bu durumun kadına kusur olarak isnat edilemeyeceği” Y2HD, 13.02.2018, E. 2018/275, K. 2018/1865

  • Bilgisi Dahilinde Gerçekleşmeyen Vakıalar Kusur Olarak Yüklenemez

   Eşlerden birinin bilgisi dahilinde gerçekleşmeyen vakıalar eşlere kusur olarak yüklenmez.

“Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle mahkemece davalı- karşı davacı kadına kusur olarak yüklenen kadının babasının davacı – karşı davalı erkeğe, erkeğin ailesi ve akrabalarına yönelik hareket eylemi kadına kusur olarak affedilmiş ise de eylemlerin kadının bilgisi dışında gerçekleştiği, kadının bu eylemlere onay verdiğinin kanıtlanamadığı, açıklanan sebeple bu eylemlerin kadına kusur olarak yüklenemeyeceği, toplanan delillerden erkeğe yüklenen eylemlerin güven sarsıcı davranış niteliğinde olduğu, erkeğin fiili ayrılık döneminde olarak çocuklarla ilgilenmediği ve boşanmaya sebep olan olaylarda davacı – karşı davalı erkeğin tam kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre davacı karşı davalı erkeğin tüm, davalı- karşı davacı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yetersizdir.” Y2HD, 02.03.2017, E. 2015/22843, K. 2017/2195

  • Evlenmeden Önceki Davranışlar Kusur Edilemez

Eşlerden birinin evlenmeden önce gerçekleşen davranışları boşanma davasında eşler kusur olarak yüklenemez.

  • Fevren Söylenen Sözler Kusur Kabul Edilemez

Eşlerden birinin fevren söylediği sözler kusur olarak yüklenemez.

“Eşinin rızasını almadan annesini devamlı oturmak kaydıyla eve getirmek isteyen ve eşini dövüp 5 gün iş ve gücünden kalacak şekilde yaralayan, ev eşyalarını parçalayan davacı eşe karşı daha güçsüz olan davalı kadının söylemiş olduğu sözler fevren söylenmiş olup, bu sözler nedeniyle eşit kusurlu kabul edilmesi mümkün değildir.” YHGK, 11.07.2007, E.2007/2-494 K. 2007/552

  • Fiziksel Şiddette Beyan ve İz Karine Olarak Kusura Esas Alınır

Yargıtay uygulamasına göre üzerinde fiziksel şiddete uğradığına ilişkin bariz izler barındıran kadının, üzerinde bu izleri gördüklerini ve şiddeti eşinin yaptığını söylediğini duyduklarını beyan eden tanık anlatımları varsa kural olarak kadının, eşinin fiziki şiddetine maruz kaldığı kabul edilmektedir. Ne var ki erkek eş, kadın eşin iddiasının gerçek dışı olduğunu ispat ederse kendisine kusur yüklenemez.

“Dosyada davacının yakını olan tanıkların olmamışı olmuş gibi ifade ettiklerini kabule yeterli delil ve olgu yoktur. Dinlenen davacı tanıkları, davacıyı son olarak ailesinin yanına geldiğinde boğazında sıyrık ve kızarıklık gördüklerini, davacının “kocam yaptı” dediğini ifade etmişlerdir. Bu beyanlar, davacını, eşinin fiziki şiddetine maruz kaldığını göstermektedir. Davalı, bu delili çürüten bir kanıt göstermemiştir. Gerçekleşen bu durum karşısında davacı dava açmakta haklıdır.” Y2HD, 03.04.2012, E. 2013/23871 K. 2014/7854

  • Tepki Niteliğindeki Davranışlar Kusur Kabul Edilemez

Eşlerden birinin tepki niteliğindeki davranışları boşanma davasında eşlere kusur olarak yüklenemez.

“kadının eşine beddua etmesinin tepkisel nitelikte olup kadına kusur olarak yüklenemeyeceğinin anlaşılmasına göre, yerinde bulunamayan temyiz itirazlarının reddiye usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına.” Y2HD, 21.03.2018, E. 2016/14680, K.2018/3698

Ömer Uğur Gençcan, Boşanma Hukuku, 11.Baskı/2022 kitabından yararlanılmıştır.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *